Küresel bir yapıya dönüşen ve tek ekonomi halini alan dünya ticaretinde ülkeler bir pazar yeri olarak ortaya çıkmaktadır . Pazarianan ve pazarlayan olarak ortaya çıkan ülke ekonomilerinin güçlü olmas ı , devletlerin uluslararası ticaretteki rolü ve etkinliğini de aynı doğrultuda artırmaktadır. Bu kapsamda ekonomi politikalarının uygulama kriter ve sonuçları açısından " Dış Ticaret Aç ı ğı" önemli göstergelerden biri olarak tanımlanmaktadır . Son dönemlerde Türkiye'deki yüksek ve sürekli büyüme oranı ve siyasi istikrar, dış ticaret hacminde kayda değer artışlar ı husule getirmiştir. Ancak dış ticaret hacmindeki artış sonucunda; ithalatta nispeten daha hızlı artış sebebiyle dış ti caret açığı ortaya çıkmıştır. Türkiye ekonomisi bakımından dış ticaret açığı olagelen yapısal sorunlardan biridir. Günümüz Türkiye ekonomisinde bu sorun, cari açık ile beraber aynı zamanda en kırılgan noktayı teşki l etmektedir. Bu sebeple ihracata oranla ithalat ın daha yüksek oranda artmasıyla ortaya çıkan dış ticaret açığı analizinin doğru yap ı lması ve sorunun giderilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu yazıda büyüme hızı kesilmeden ve enflasyon artışına sebebiyet vermeden ; Türkiye ekonomisi bakımından önemli bir sorun teşkil eden dış ticaret açığının kapatılmasına ilişkin yöntem ve politikalar irdelenecek ve çözüm yolları tartışılacaktır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Ahmet GÜZEL Vergi Denetmeni

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Küresel bir yapıya dönüşen ve tek ekonomi halini alan dünya ticaretinde ülkeler bir pazar yeri olarak ortaya çıkmaktadır . Pazarianan ve pazarlayan olarak ortaya çıkan ülke ekonomilerinin güçlü olmas ı , devletlerin uluslararası ticaretteki rolü ve etkinliğini de aynı doğrultuda artırmaktadır. Bu kapsamda ekonomi politikalarının uygulama kriter ve sonuçları açısından " Dış Ticaret Aç ı ğı" önemli göstergelerden biri olarak tanımlanmaktadır . Son dönemlerde Türkiye'deki yüksek ve sürekli büyüme oranı ve siyasi istikrar, dış ticaret hacminde kayda değer artışlar ı husule getirmiştir. Ancak dış ticaret hacmindeki artış sonucunda; ithalatta nispeten daha hızlı artış sebebiyle dış ti caret açığı ortaya çıkmıştır. Türkiye ekonomisi bakımından dış ticaret açığı olagelen yapısal sorunlardan biridir. Günümüz Türkiye ekonomisinde bu sorun, cari açık ile beraber aynı zamanda en kırılgan noktayı teşki l etmektedir. Bu sebeple ihracata oranla ithalat ın daha yüksek oranda artmasıyla ortaya çıkan dış ticaret açığı analizinin doğru yap ı lması ve sorunun giderilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu yazıda büyüme hızı kesilmeden ve enflasyon artışına sebebiyet vermeden ; Türkiye ekonomisi bakımından önemli bir sorun teşkil eden dış ticaret açığının kapatılmasına ilişkin yöntem ve politikalar irdelenecek ve çözüm yolları tartışılacaktır.

  • KDV uygulamasında binek otomobil alımı sebebiyle yüklenilen KDV'nin esas olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak ana faaliyeti bu tür araçların işletilmesi olan KDV mükelleflerinin binek otomobil dahi olsa bu tür mal alımı nedeniyle ödenen verginin mahsubu imkan dahilinde düzenlenmiştir. İkinci el binek otomobil satışları belli şartlar çerçevesinde % 1 KDV oranına tabi tutulmuştur. Bu bağlamda indirimli orana tabi işlem sebebiyle söz konusu araçların alışlarına ait ve indirilemeyen KDV'nin iadesinin mümkün olup olmadığı tartışmalıdır ve Gelir İdaresi tarafından iade uygulaması kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu çalışmada bu tür satış işlemleri sebebiyle KDV iadesinin mümkün olduğu irdelenmiştir.

  • Dış ticaretin önemli bir unsuru olan ithalat işlemlerinde gümrük mevzuatı ile diğer vergi mevzuatının paralel olmamasından kaynaklanan sıkıntılar yaşanabilmektedir. Bu sıkıntılardan birini de; gümrük vergisine esas teşkil eden tutar ile alış bedeli arasında uyumsuzluk olması hali oluşturmaktadır: "Emtia ile ilgili ithalat işlemlerinde yasal defterlere maliyet bedeli olarak, ithal edilen malın alış bedelinin mi yoksa gümrük idaresince tespit edilen istatistiki kıymetinin mi kaydedileceği; malın istatistiki kıymetinin alış bedelinden yüksek olması nedeniyle gümrükte ödenen KDV'nin tamamının mı yoksa alış bedeline isabet eden kısmının mı indirim konusu yapılacağı" hususu, uygulamada tereddüt yaşanan konulardan biridir. Bu şekilde ortaya çıkan uyumsuzluk sebebiyle yüklü miktarda "sonraki döneme devreden KDV" sonucu husule gelebilmektedir. Bu durumda vergi inceleme verileri açısından mükellefler aleyhine olumsuzluklar ortaya çıkmakta ve ödenmek istenen KDV'nin veya "sonraki döneme devreden KDV'nin" daha düşük olabilmesi durumunun önüne geçmektedir. Bu yazıda; belirtilen olumsuzluğun giderilebilmesi açısından vergi mevzuatı ışığında çözüm yolu irdelenmş ve tartışılmıştır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..